Tasindim....
Sevgili Okuyucular,
buradan tasinmis bulunmaktayim, yazilarimi
http://artkayali.blogspot.com/
takip edebilirsiniz.....
Sıfır Otuzyedi
|
Her vakit bekleyen bir insanın, saati durmuştur kendi içinde. Bu vakitte aşık olmak, ölüme giderken süslenmek gibi birşey… Son bir dileğe hakkım var o zaman ! Yüreğim aç, dudaklarım kuru. Heryerde kapanmış üstelik. Bana bir öpücük ısmarlarmısın?
|
Sen Fincanlarımı Görmüyorsun
|
beni yine sözlerinle öğütüyorsunkalan telvemde sana bir fal göstermem içinateşin içinden kokum dağılıyorbana da bir kahve, aynı koksun.bana da bir kahve , aynı koksun.senağzının tadını kaybettiğin için arıyorsunyarın, cezvenin sapında aynı düşlerve sen, fincanlarımı görmüyorsunbuğulu camın altından göğe bakan melekli olanısanki oradan çıkıp dudaklarına değecekmişşimdi kışo zaman da kıştıve hem bu şehrinhemde o şehrin içi buz kesiyorgözlerin dilek tutarken yaktığın mumlar gibi erirkentutuyorum ayakbileğinden: dökülmeden gözyaşları, dökülmeden gözyaşlarıgece uykusuz, sen sığındığım tek açık kahvecisinve sen, fincanlarımı görmüyorsuniçimizdeki yoldaş bir tek bu dilden anlıyordüşler tanınmak istiyoronun için yüzünü örtmüyoruz geçmişinyükünü bırakmaya hazırlanırken bir limanda takalaryakalanmadığına sevinen balıklar ay var, ay vartut elleriniduy kulaklarınıöteler sana varsınçünkü fincanlarımı görmüyorsunbir ankakuşunun gagasında taşıdığı çalı parçası kadar birşeyazımsanmasaydıbırakmayacaktı nehrin sularına yüreğim kendinikara bir kızın ayaklarıyla sonra bana uzandığındarahminden koparılmış bir cenin kadar yaşamsızdımaslındayırtmıştın suretimibaşka bir yüzle çıkamazdım karşınaşimdi kendime bakıyorum aynandaher an bir gerdana takılacakbir inci gibi saklanmış duruyorum kabuğumdaen gerçek ihtimal bu sen fincanlarımı görmüyorsunyine de bir ihtimal görebilirdin belki bir zamanaslında kahve içermiydik bilmiyorumzaten kahve içmeyecektik kibiliyorum boğulacaktık boş bir küvettedokunacaktık sadece ellerle dolu çerçevelereben senin ince ayakbileğine uzandım,dudaklarında koptum yağmuru seyrediyorsun, yağmur gönderiyorsun”sen fincanlarımı görmüyorsunsende onlar gibi bakmadınçatlak boyanın altındaki gizli tariheel emeği göz nuru keşfedilmiyor hemen haybeyeöpülen bir kapıyer yatağıyüksek topuklarduvara karşıgönül yarasıhepsi boş bir madalyonun sakladıklarıbir ihtiyaç molası gerekiyor sessizcesadece sen, bendesadece ben, sendesenyaza çıkarmaya uğrastığım bir akdeniz akşamıydınben, ilk defa böyle bir kışta kalakaldımbugün, kahve içtimfallara inanmak istedim herkesin yaptığı gibiyarın kendime bir yár arayacağım camları silecekyarını bulamayacağımcamlar hep buğulu kalacak ve yağmur hep yağacaksen fincanlarımı görmüyorsun
|
Bir Otel Odasında Mesela
|
görmeden vurulabilir insan ellerin sıcaklığına sesin tınısına yanlış görmenin korkusuyla bakmadan gidebilir insan yolu ortasına almış yolların ağzında onu bulabilir bilinmez güzelliklerin derlemesinden şarkı gibi söyleyebilir susarken insan sevdigini konuşturur tek başına bir yerde okuduğu sözlerden yaşamışlık bilgisinden denklemlerden, olasalıklardan, adaklardan üzerine alinabilir olabilecekleri sahiplenmeden sözdeki umut yalnızlıktakı ışık akacak kana aldırmadan yüreğine bakmadan vurabilir kendini bir insan durduk yerde sebepsiz bir otel odasında mesela konuşmadan susabilir insan
|
Dışarda Akdeniz Kudurmuş
İs pencerede, duman yol bulmuş.
Keder yeleli kurt, dışarda Akdeniz kudurmuş.
Hüküm giymiş ömür, sevdam sürgün olmuş.
Yüreğim Malta’da zincire vurulmuş.
İmbat eser gözlerimde, dudaklarım kurumuş.
Feryadım suskun bir balad, taşa oturmuş.
Dalga köpüğü düşlerim, umudum taka olmuş.
İçerde azgın bir ölüm, dışarda Akdeniz kudurmuş.



